İSTANBUL AĞRI MERKEZİ

"Ağrı ve Siz"

Kronik Ağrı ve Siz

Bir ağrının kronik ağrı olarak nitelendirilebilmesi için 3 – 6 aylık bir zaman diliminin geçmesi gerekir. Bu dönemde vücudunuzda ağrının yanı sıra başka bozukluklar da baş göstermeye başlar.

1.Öncelikle uyku düzeniniz bozulur.

Hastaların bir çoğu kronik ağrılara bağlı olarak düzenli uyku uyuyamaz hale gelir. Uyku düzeninin bozulması hastayı bir kısır döngüye sokar. Saat başı uyanmaya başlar. Sabahları yorgun kalkmaya başlar. Gün boyu uykuyu düşler.

2.Enerjiniz azalır.

Uyku bozukluğu  ve ağrı, hastanın günlük enerjisinin azalmasına yol açar. Enerjinin azalması, başlangıçta daha kolaylıkla başa çıktığı ağrı ile başa çıkamaz duruma getirir. Ağrıya karşı toleransları azalır.

  3.Sinirlilik hali başlar

Uykunun bozulması, enerjinin azalması, ağrının devam etmesi hastayı daha da sinirli bir hale getirir. Ağrı dayanılmaz hale gelir. Her şeyden kolaylıkla etkilenir. Geçmişte rahatlıkla kabul edebileceği olayları kabul edemez hale gelir. Çevresindeki insanları kırmaya başlar. Bunun sonucu insanlar ondan uzaklaşmaya başlar. Sonunda kendini kendi dünyasında sınırlı hale getirir.

4.İştahsızlık başlar

İştahsızlık ağrıya bağlı olabileceği gibi gittikçe gelişen depresyon ve tedirginliğe de bağlı olabilir. İştahsızlığın yanı sıra bulantı kusma ortaya çıkabilir.

5.Depresyon gelişir

Sürekli ağrı ile yaşayanlarda bir süre sonra depresyon gelişir. Hastalar kendilerini işe yaramaz  hissederler. İşlerinden uzaklaşırlar. Çalışamaz hale gelirler. Sürekli olarak kendilerini yorgun hissederler. Yaşamdan zevk almazlar.

6.Gelişigüzel ağrı kesici kullanmaya başlarlar

Gelişigüzel, hekime danışmadan ağrı kesici kullanmaya başlarlar. Bir yakınlarına iyi gelen her ilacı denerler. Bunun  sonucu olarak mide bağırsak şikayetleri başlar. Her seferinde aldıkları yeni ilaç birkaç gün iyi gelir. Sonra etkisini yitirir.

7.Ailevi sorunlar baş gösterir

Aile başlangıçta hastanın ağrılarına anlayış gösterir. Bir çok ailede ise bir süre sonra hastanın ağrılarından sıkıntı başlar. Aile ağrıya inanmamaya başlar. Bu, hastanın kendini daha fazla tecrit etmesine yol açar.

8.Sağlık sistemi ve hekimlerle sorunlar baş gösterir

Kronik ağrılı hasta diğer kronik hastalıklardan yakınan hastalardan daha fazla hekim değiştirir. Bir hekimden diğerine gider. Bir hastaneden öbürüne koşar. Ağrısının geçmemesi üzerine genellikle ameliyatla çözüm bulunacağına inanarak ameliyat olmaya çalışır. Hatta bu yönde hekimleri iknaya uğraşır. İkna edemediği zaman ise hekimlerini suçlar.

9.Tıp dışı yöntemlerden, alternatif tedavi yöntemlerinden medet ummaya başlar

Çağdaş tıptan gerekli yardımı göremeyen hasta artık tıp dışı yöntemlere yönelir. Alternatif tedavilerden destek arar. Halk arasında uygulanan binlerce bitki, yakı, sülük, alabalık, bel çekme gibi birçok yönteme başvurur. Bu yöntemlerden de iki haftaya kadar yarar görür. Sonra eski haline döner. Yeni yöntemler aramaya başlar.

Görüldüğü gibi kronik ağrı hastada fiziksel, psikolojik, ailevi ve toplumsal sorunların birbiri ile iç içe geçtiği dramatik bir tablo oluşturur.

Kronik ağrılı hastada ailenin rolü

Kronik bir ağrılı hasta ile birlikte yaşayan ailenin de işi zordur. Sürekli acı çeken bir insanı seyretmek, onunla birlikte yemek yemek, uyumak , işe gitmek ister istemez aileye de yeni yükler ve sorumluluklar bindirir. Bir hekimden diğer hekime giderken, bir takım testler iğneler yapılırken onun yanında olmak, hastanenin acil servislerinde saatler geçirmek, uykusuz kalmak, hastane odalarında günler geçirmek, ağrılı hastanın tedavisi için gereken ve genellikle aile bütçesinden çıkan büyük maddi yüklere katlanmak gerekliliği zaman geçtikçe başlangıçtaki acıma ve yardım etme isteğini yavaş yavaş azaltır. Normal ilişkilerde bozulma başlar. Bu noktadan sonra “aile oyunları” diyebileceğimiz ilişkiler yumağı ortaya çıkar.

Ailede ağrı oyunları

Birçok hasta ve aileleri bu oyunları bilmeden, birbirlerinden habersiz olarak geliştirirler. Birbirlerini idare etmek üzere bir çok yöntem gelişir.

Evde diktatör hasta: Ağrılı hasta evde zaman içerisinde hakimiyeti ele geçirir. Evdeki her türlü düzen ona göre kurulmaya başlar. Hasta istemediği hiç bir şeyi yapabileceği halde yapmaz. “Şimdi canım istemiyor” şeklinde dile getirir.

Fıkra gibi anlatılan, karı koca ilişkilerinde “şimdi başım ağrıyor, canım istemiyor” bu davranış biçiminin en tipik örneğidir.

Hasta yakını elinden geldiğince sıcak davranmaya ve istekleri kabul etmeye çalışır. Sadece hastanın isteğine göre , onun her dediğini yaparak davranmak olayı iki yönde daha da zorlaştırır.

  1. Hastanın ağrısını kullanması kısır döngüyü daha da artırarak ağrının artışına yol açar.
  2. Hasta yakınlarına sorumluluk yüklediği gibi ailenin diğer bireylerine, örneğin çocuklara yeterince ilgi gösterilmemesine yol açar.

Bir ameliyat sonrası ortaya  çıkan ağrıda, kısa sürecek olan ağrılı dönemde hastaya gösterilecek dikkat, ilgi ve şefkat kronik ağrının başlangıç döneminde gösterilebilir. Ancak zaman geçtikçe daha farklı bir tavır alınmalıdır. Hasta yakınları mümkün olduğunca normal davranmaya, hastayı günlük aktivitelere katmaya çalışmalıdır.

Ailenin sabotajı

Hastanın uzun süren ağrıları sırasında ailenin aşırı şefkat göstermesi de hastanın günlük aktivitelerinin kısıtlanmasına yol açar. Hastaya her fırsatta ağrısının hatırlatılması, “onu yapma, şunu yapma” şeklinde yaklaşılması da doğru değildir. Özellikle hastanın kendisi hareket etmek, bir işi yapmak istiyorsa, yapabildiği oranda serbest bırakılmalıdır. Hastanın kendine olan güvenini yeniden kazanmasına yardımcı olunmalıdır. Hastaya aşırı korumacı davranmak hastanın yararına değildir.

Sağlıklı aile

Kronik ağrılı bir hastada sağlıklı davranış nasıl olmalıdır? Hastanın aile içinde hakimiyeti ele almasının ya da hastaya aşırı ilgi gösterilmesinin doğru olmadığı ortadadır. O zaman sağlıklı davranış nasıl olmalıdır?

Ağrı yeni başladığında, ister bir hastalık isterse de travmaya bağlı olsun, hastaya elden gelen her türlü ilgi ve şefkat gösterilmelidir. Ama olay kronikleşmeye başladığında oturup düşünme zamanı gelmiştir.

Önce hastanın hekimi ile görüşmek doğru olacaktır. Bu ağrının ne kadar süreceği, hatta yaşam boyu mu süreceği öğrenilmelidir. Hastanın ve ailesinin alması gereken önlemler öğrenilmelidir. Hastanın nelere dikkat etmesi gerektiği, nasıl yardım edilmesi gerektiği konusunda hekim hasta ve yakınlarını aydınlatmalıdır.

Hasta yaşamdan soyutlanmamalı ve bu konuda cesaretlendirilmelidir. Hastanın hasta rolü oynamasına, ağrısını kullanmasına izin verilmemelidir. Ancak bunu yaparken hastaya baskı da yapılmamalıdır.

Hastanın vücudunu kuvvetlendirmesi için verilen egzersizlere zaman zaman yakınları da katılmalıdır. Hastanın kendisi bir şeyler yapmak istiyorsa, sağlığına zarar vermeyecek biçimde mutlaka cesaretlendirilmelidir.

Hastanın toplumsal olaylara, yemeklere, kutlamalara katılması sağlanmalıdır.

Kronik ağrılı hastada önemli olan hastanın ağrısının dindirilmesinin yanı sıra ağrı rehabilitasyonunun yapılmasıdır. Hastanın yeni yaşam koşullarına uygun hale getirilmesi gerekir.

Kronik ağrı ve hekimler

Kronik ağrılı hastada hekim - hasta ilişkileri son derece önemlidir. Birçok kronik ağrılı hasta hekimlerin kendilerini anlamadığından yakınırlar. Bu çoğu kez doğrudur. Çünkü hekimlerin aldığı eğitim akut ağrının kontrolüne yöneliktir. Çoğu hekim ağrı eşittir ağrı kesici mantığı ile hastaya yaklaşır ve ağrı kesicileri gelişigüzel verir. Ağrının nedeni tam belirlenmediği için bu ağrı kesiciler çoğu kez işe yaramaz ve hasta bir hekimden diğer hekime gitmeye başlar.

Bu durumda hasta haklı olarak hekimi suçlar. Hekim de ağrıyı kesemediği için içten içe kendini rahatsız hisseder. Aslında hekimin görevi ağrıyı dindirmekten önce ağrının nedenini bulmaktır. Ağrının nedeni bulunamadığı zaman hasta da hekim de rahatsız olur. Örneğin baş ağrısından yakınan bir  hastada, (migrende olduğu gibi ) hiç bir görüntüleme yöntemi bulgu vermez. Hasta böyle bir görüntülemede bir şey bulunmadığı zaman, “keşke bir şey çıksaydı” diye hayıflanır.

Çoğu hasta ağrısının ameliyatlarla  dindirilebileceği kanısındadır. Bu son derece yanlış bir kanıdır. Cerrahinin kronik ağrıda yeri sanıldığından çok daha azdır. Çoğu kez bu biçimde gerçekleştirilmiş ameliyatlar hastanın ağrısının azalması yerine artmasına yol açar.

Aynı biçimde gelişigüzel kullanılan ağrı kesiciler de ağrının artmasına yol açar. Buna en güzel örnek gelişigüzel ağrı kesici kullanmaya bağlı olan baş ağrılarıdır. Bu tip baş ağrıları ağrı kesiciler azaltılıp kesildiğinde kaybolur.

Hekim- hasta ilişkileri ağrılı hastalarda çoğu kez sağlıksız bir biçimde gelişir ve devam eder.

Ağrı Oyunları

Aynı aile içi ilişkilerde olduğu gibi bazı durumlarda hekim hasta ilişkilerinde de ağrı oyunları ön plana geçer. Hastanın bu duruma düşmemesi gerektiği gibi hekimin de bu oyunları fark edip hastasını doğru  biçimde eğitmesi ve yönlendirmesi gerekir.

Profesyonel hasta

Bazı  hastalar kronik ağrısının bir maluliyet nedeni, erken emekliliğe hak kazandıracak, tazminat alabileceği bir duruma gelmesi için kullanmaya çalışır. Hekimi bu konuda tanıklık yapmaya iter. Genellikle hekimler tarafından fark edildiği zaman da hekimi ve sağlık sistemini suçlamaya başlar.

Bağımlı hastalar

Özellikle morfin bağımlısı hastalar kronik ağrı yakınması ile hekimlere başvurarak kendilerine narkotik yazılmasını isterler. Diğer ağrı kesicilerin faydalı olmadığını, kendilerine mutlaka narkotik ilaç yazılması gerekliliği konusunda hekimi ikna etmeye çalışırlar. Hekim bu konuda yardımcı olmadığı taktirde yeniden suçlamalara maruz kalır.

Bu noktada belirtilmesi gereken önemli bir konu, başlangıcından itibaren, hekim kontrolünde morfin verilmesinin ağrılı hastalarda bağımlılığa neden olmadığıdır. Ancak bu ağrılı hastalar için geçerlidir. Gerçekte ağrısı olmayan, morfini diğer hoşa giden etkileri için alanlarda kısa sürede bağımlılık gelişir.

Hasta tuzakları

Bir grup hasta hekimden hekime başvurur. Hekime başvurduğunda daha önceki tetkiklerini, yapılan tedavilerle ilgili dokümanları götürmezler. Doğrudan sıfır noktasından başlamak isterler. Geçmişleriyle ilgili yeterli bilgiyi hekime sunmazlar.

“Doktor bey özellikle size geldim, her şeyin yeniden başlamasını istiyorum” diye söze başlarlar.

Bu hasta ve hekim açısından son derece yanlıştır. Çünkü geçmişte yapılan testler, tetkikler, tedaviler, bu tedavilerin başarılı veya başarısız olması, bunların hepsi hekim için birer ipucudur. Hastanın hem zaman hem de maddi kayba uğramasını önleyecek birer veridir. Hastanın bu şekilde hekime başvurması ya da hekimin hastasını bu biçimde tedaviye almayı kabul etmesi her ikisi için de birer tuzaktır. Sonunda her iki taraf da zarar görür.

Diğer bir grup hasta daha da farklı bir yol izler. “Doktor bey ününüzü duydum. Son durak burası. Artık size emanetim. Beni iyileştireceğinizi adım gibi biliyorum.”

Hekimin egosunu tatmin edecek bu durumda yapacağı en büyük yanlış hastanın bu sözlerini bir iltifat olarak kabul edip hastaya umut vermesidir. Yine bu noktada sayısı az olmakla birlikte hekimler tarafından yapılan büyük bir yanlış diğer tedavileri uygulayan meslektaşlarını gerekli araştırmaya yapmadan hemen küçümsemesi ve suçlar bir davranış biçimine girmesidir. Böyle bir davranış hem hekimi hem de hastayı aynı tuzağa düşürür.

Hekimin kendisini iltifatlara boğan hasta karşısında tavrı ne olmalıdır? “Teşekkür ederim, ancak ben de sadece elimden geleni yapabilirim. Bu da her hastada başarılı olacağım anlamına gelmez. Size ancak elimden geleni yapmaya söz verebilirim. Ancak bu yüzde yüz garanti ile tedavi olabileceğiniz anlamına gelmez” biçiminde yaklaşmak olmalıdır.

Burada kronik ağrılı hastayı izleyen hekime de büyük görev ve sorumluluklar düşmektedir. Tıpta bir anlamda istatistik yapılamaz. Bir yöntemin örneğin %90 oranında  başarılı olması aynı zamanda %10 başarısızlık anlamını taşır. Eğer hasta bu %10’luk dilime girmişse hekimin diğer hastaları ne kadar başarılı bir biçimde tedavi ettiğini düşünmez ve bunda da haklıdır. Bir hekimin başarılı olması ona yeni hastaların başvurmasını sağlar. Ama bütün hastalarda başarılı olmasını sağlamaz. Hekim hastasına uygulayacağı tedavi ve yöntemler konusunda çok ayrıntılı bilgi vermeli, hastanın mutlaka onayını almalıdır.

Kronik ağrılı hasta diğer kronik hastalıklardan farklı özellikler taşır. Hasta ve hekim birlikte bir yolculuğa  çıkarlar. Bu yolculuk sırasında her iki tarafın da birbirine son derece açık olması ve olguları  paylaşması gerekir.

Ağrı konusu kötü kullanıma son derece açıktır. Çeşitli basın organlarında tıp içi ve dışı yöntemler sıklıkla ağrılara çare olarak yansıtılabilir. Hastanın bunlara kanmaması, bu tip yeni veya eski uygulamalara hemen başvurmaması, mutlaka hekimine danışması gerekir.

Kronik ağrı ile kendinizin başa çıkma yolları

Her kronik hastalıkta hastanın yaşam biçimi değişir. Bu hastalık artık yaşamının bir parçası haline gelir.  Ünlü ağrı teorisyeni Patrick Wall’un dediği gibi ağrılı beyin artık normal bir beyin değildir ve farklı çalışır. Kronik ağrıya karşı ilaç ve ilaç dışı birçok yöntem geliştirilmiştir. Bu yöntemleri uygularken sadece hekiminize bağımlı kalmak doğru değildir. Sizin de çaba göstermeniz gerekir. Çünkü sonunda bu sizin hastalığınızdır.

Bu yüzden sizin psikolojik durumunuz, ruh haliniz,  beyniniz büyük önem taşır. Geçmişte ve hala yapılan en büyük hatalardan birisi hastanın  sadece ağrıyan organını tedavi etmeye çalışmak, hastayı bir bütün, bir insan olarak görmemektir. Hasta organlarıyla, beyniyle bir bütündür ve her olay sonunda beyin tarafından algılanır ve yorumlanır. Bu amaçla aşağıdaki  adımları atmaya çalışmak gerekir.

1.Kronik ağrınız olduğu gerçeğini kabul edin.

Kronik ağrı aynı tansiyon yükselmesi, diyabet-şeker hastalığı gibi bir hastalıktır. Tansiyonlu ya da şekerli hastalar hastalıklarını nasıl kabulleniyorlarsa siz de kronik ağrı hastası olduğunuzu kabul edin. Ağrının çaresini, çözümünü araştırmaya devam edin ama ağrıya teslim olmayın.

2.Kendinize hedefler tayin edin, hobi ve toplumsal etkinliklerinizi artırın

Ağrı yüzünden işinizden ayrılmayın. Eğer çalışmıyorsanız hobilerinizi ve toplumla olan ilişkilerinizi artırın. Ağrı yüzünden kendinizi kısıtlamayın. Arkadaşlarınızın, ailenizin size yardımcı olmasından alınmayın. Ama onları da daha fazla yardım etmeleri için kullanmayın.

3.  Kronik ağrı yüzünden kendinize ve ailenize kızmayın, ağrınıza kızın.

Kronik ağrınız yüzünden ailenize ve çevrenizdekilere kızmayın. Niye benim başıma geldi diye kendinize de kızmayın. Sizi bu hale getiren ağrınızı sorumlu tutun, ona kızın ve onunla başa çıkmaya çalışın.

4.Ağrı kesicileri hekimin tavsiyesine göre düzenli olarak alınız. Daha sonra yavaş yavaş kesmeye çalışınız.

Ağrı kesiciler mutlaka hekim tavsiyesi ve hekimin kontrolu altında kullanılmalıdır. Ağrı kesicilerin gelişigüzel alınması bir çok sorunlara yol açar. Bir süre sonra da yavaş yavaş yine hekim kontrolu altında ağrı kesicileri kesmeye çalışınız.

5. Fiziksel  durumunuzu en iyiye getirmeye çalışın. Kondüsyonunuzu artırın.

Fiziksel durumunuzu en iyiye getirmeye çalışın. Bunun için gerekli egsersizleri yapın. Kondusyonunuzu artırmak için önünüze hedefler koyun. Bu hedefleri yerine getirmeye çalışın.

6. Gevşemeyi öğrenin, gevşeme egsersizlerini düzenli olarak uygulayın.

Gevşeme egsersizleri ağrı kliniklerinde öğretilir. Bu egsersizler ağrıya bağlı olarak kasılan kaslarınızı gevşetir. Böylelikle vücudunuz daha zinde kalır.

7. Kendinizi sürekli meşgul edin.

Ağrı yaşamınızın tümünü kapsıyorsa en iyi başa çıkma yollarından birisi kendini sürekli meşgul kılmaktır. Bu amaçla hobilerinizi geliştirin. Dikkatinizi başka bir noktaya kaydırmaya çalışın.

     8.Aktivitelerinizi artırın.

Önce kendi sınırlarınızı saptayın. Buna göre her gün aktivitelerinizi hedefler koyarak artırın. Bir çok ağrılı durumda vücudun daha fazla çalıştırılması işe yarar.

9.Aile ve yakınlarınızla  sağlıklı ilişkiler kurun.

Ağrınızı aile ilişkilerinde kullanmayın. Onlarla sağlıklı insanlar gibi ilişki kurun ve ilişkilerinizi geliştirin.

10.Hekiminizle açık ve düzgün bir ilişki  kurun.

Hekiminize doğru ve açık  bilgi verin. Ağrınız her zaman daha fazla ağrı kesici alarak dindirilmeyebilir. Bu nedenle ağrılarınız ile ilgili sorulara açık ve dürüst yanıt verin. Aksi taktirde sizin yüzünüzden hekiminizin size zarar vereceği kararlar almasına yol açabilirsiniz.

11. Diğer  ağrı çeken insanlarla bir araya gelin, onlarla dertlerinizi paylaşın.

Bir çok durumda ağrılı insanların dertlerini ve acılarını birbiri ile  paylaşmaları işe yarayabilir. Bu biçimde geliştirilmiş grup tedavileri vardır.

12. Umudunuzu  yitirmeyin.

Ağrı tedavisindeki en önemli noktalardan birisi budur. Bir tedavi yönteminin yararlı olmaması diğer bir tedavinin etkili olmayacağı anlamında değildir. Bu nedenle özellikle kronik ağrı tedavisi konusunda geliştirilen bir çok yöntemden birisi size yararlı olabilir. Bu nedenle umudunuzu yitirmeyin. Hekiminizle sağlıklı ilişkiyi sürdürün.

Ağrı ve yaşam kalitesi

Kendi ağrınıza göre yaşam kalitesini nasıl etkilediğine bakın

0 Yaşam kalitesi sıfır

Bütün gün yatakta

Yaşamdan umudunu kesmiş

Hiç bir işlev görmüyor

 

1

Günün neredeyse yarısı yatakta

Dış dünya ile ilişkisi yok

 

2          

Yataktan çıkıyor ama giyinmiyor

Bütün gün evde oturuyor

 

3

 

Sabahları giyiniyor

Evde az çok hareket ediyor

Arkadaşları ile telefon ve e-mail ile haberleşiyor

 

4

Evde basit işlerini yapıyor

Haftada bir iki gün dışarı çıkıyor

 

5

Zorla da olsa evdeki sorumluluklarını yerine getiriyor

Dış etkinlik yok

Çalışamıyor

 

6

Belirli saatler  çalışabiliyor

Hafta sonları sosyal etkinliklerde sınırlı olarak yer alabiliyor

 

7

Günde beş saat kadar çalışabiliyor

Hafta sonları basit aktivitelere  katılabiliyor

 

8

Günde altı saat çalışabiliyor

Günlük sosyal  etkinliklere katılabiliyor

Hafta sonunda etkinliklere katılıyor

 

9

Günde sekiz saat çalışıyor

Aile yaşamına katılıyor

Ev dışı sosyal aktivitelere katılıyor

 

10

Normal yaşam kalitesi

Her gün işe gidiyor

Normal etkinliklerini sürdürüyor

Ev dışı sosyal etkinliklere katılıyor

Aile hayatında etkin yer alıyor